Petrol kirliliği Akdeniz'i tehdit ediyor

ADANA - Petrol üreten ülkeler ile tüketen ülkeler arasında köprü görevi gören Doğu Akdeniz'in, gemilerin dengeleme sularını kıyılara bırakmaları nedeniyle süregen bir petrol kirliliği ile karşı karşıya olduğu, bu kirliliğin besin zinciri yoluyla insana kadar taşınabildiği belirtildi.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Kimyasal Oşinografi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşen Yılmaz, petrol kirliliğinin Akdeniz'i tehdit ettiğini söyledi.

Akdeniz'in güney ve doğusunda petrol üreten, batıda ise petrol tüketen ülkeler bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, Akdeniz üzerinden taşınan petrolün, kazalar ve dengeleme sularının kıyılara yakın bırakılması nedeniyle denizi kirlettiğini bildirdi.

Petrol almaya giden boş gemilerin, denizde dengeyi daha iyi sağlamak için tanklarını deniz suyuyla doldurduklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Ballast suyu adı verilen dengeleme sularının, petrol alınacak ülke ya da limana varılmadan, denizin açığında, belirlenmiş bölgelere boşaltılması gerekir. Ancak, gemiler, petrol bulaşığı bu suları, kıyılara yakın bölgelere boşaltıyorlar. Gelip BOTAŞ'ın önünde dengeleme suyunu bırakan gemiler oluyor. Bu da süregen ve giderek artan bir kirlilik yaratıyor."

İSKENDERUN VE MERSİN SICAK BÖLGE

Boru hattı ve rafineri bulunması dolayısıyla deniz trafiğinin yoğun olduğu İskenderun ve Mersin'in petrol kirliliği açısından "sıcak" bölgeler olduğuna işaret eden Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'nin gerçekleşmesi halinde bölge daha da sıcaklaşacak. Enstitü olarak, sürekli örnekler alarak petrol kirliliğini ölçüyoruz. Körfez Savaşı sırasında BM'nin Irak'a uyguladığı ambargo dolayısıyla Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı'nın kapatıldığı dönemde, İskenderun Körfezi'ndeki petrol kirliliğinde önemli düşüş olmuştu. Ambargonun ardından Ağustos 1990 tarihinde yapılan ölçümlerde düşüş rahatlıkla gözleniyordu."

DENİZ OKSİJENSİZ KALIYOR

Petrol kirliliğinin, deniz canlıları açısından son derece tehlikeli olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Yılmaz, şunları kaydetti. "Özellikle kaza ya da boşaltım sonucu denize ulaşan petrol bir film halinde yayılarak denizin yüzeyini kaplar. Atmosferle denizin ilişkisi kesilir. Deniz canlıları ve denizin hayatı açısından son derece önemli olan oksijen atmosferden sağlanamaz hale gelir. Aynı zamanda organik bir madde olan petrolün denizde parçalanması için de oksijen gereklidir. Ayrıca toksik madde canlıyı direkt olarak zehirleyici etki yapar."

DENİZ CANLILARI KİRLİLİĞİ BİRİKTİRİR

Denizin kabul edemeyeceği ölçüde petrol girdisi olduğunda ise ekosistemin altüst olabildiğini belirten Ayşen Yılmaz, "1982 yılında Yumurtalık Petrol Boru Hattı'nda meydana gelen kazada Akyatan lagünündeki bütün balıklar ölmüştü" dedi.

O dönemde yaptıkları çalışmalarda, en çok tüketilen kefal ve barbunya gibi balıklarda petrol bulunma oranının 20-30 kat arttığını belirlediklerini anlatan Yılmaz, "Deniz canlıları ağır metalleri biriktirme özelliğine sahiptir. Dolayısıyla, balıkları yiyen insanlar da kirlilikten zarar görürler" diye konuştu.

Prof. Dr. Ayşen Yılmaz, bu yörede, sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak kara kaynaklı kirliliğin de yoğun olduğunu kaydetti.

Site Meter