ÖSYS TÜRKÇE HAZIRLIK

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

DEYİMLER VE ATASÖZLERİ

 

 

 

Site Meter

 

 

 

 

 

 

 

 

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

 [ Sayfa başlangıcı ]

SÖZCÜKLER ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

1. EŞSESLİLİK: Yazılış ve okunuşları aynı, anlamları farklı sözcüklere ''eşsesli'' sözcükler denir.

Yine yaz geldi.

Şuraya adını yaz.

 

Uyarı: Çok anlamlı veya mecaz anlam ka-zanmış sözcükler eşsesli değildir.

Kolumda bir acı hissettim

Biber çok acı, yiyemedim.

Bu örneklerde ''acı'' sözcükleri eşsesli değildir.

 

2. EŞANLAMLI (ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER

Aynı anlama gelen farklı sözcüklerdir. (Eşanlamlılığı doğuran dildeki dış etkiler ya da zaman içinde dile kazandırılan yeni sözcük-lerdir.)

Dil sözcüklerden oluşur.

Birkaç kelime de sen söyle

Sözcük = kelime ® eşanlamlıdır.

Uyarı: Eşanlamlı sözcükler kullanım-larına göre birbirlerini anlamca tam karşılar ya da karşılamaz.

''Doğru'' sözcüğü şu örnekte ''dürüst'' sözcü-ğüyle eş anlamlıdır:

Onu doğru biri olarak bilirdik.

Şu örnekte ise dürüst anlamını vermez:

Şuradan doğru gidersen iyi olur.

 

3. KARŞIT (ZIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER

Anlamları birbirine ters olan sözcüklerdir.

iyi-kötü, dolu-boş ...

Sözcüklerin anlam karşıtlığını cümle içinde kullanışları belirler.

Denize daldı ® karşıtı "çıktı".

Düşünceye daldı ® karşıtı "çıktı" değil.

Uyarı: Olumsuzluk karşıtlık değildir.

geldi X gitti (karşıt); gelmedi (olumsuz).

 

SÖZCÜKLERDE ANLAM ÖZELLİKLERİ

 

1. TEMEL ANLAM: Bir sözcüğü kullanırken aklı-mıza geliveren ilk anlamıdır. Bir başka deyişle, sözcüğün yaratılış anlamıdır.

"Masmavi gözleri vardı." cümlesinde ''göz'' sözcüğü temel anlamıyla (görme organı) kullanılmıştır.

"Masanın gözü karmakarışıktı." cümlesinde ise ''göz'' bu amlamını düşündürmediğinden temel anlamda kullanılmamıştır.

 

2. YAN ANLAM: Sözcüğün temel anlamıyla ilişkisini koparmadan, kullanımda kazandığı yeni anlamdır."Adamın üstü başı dökülüyor." cümlesinde ''dökülmek'' sözcüğü yan anlamdadır. ''Dökmek'' sözcüğünün ilk anlamı: ''Bir şeyi kabından yere boşaltmak'' tır. Halbuki cümlede ''eskimek'' anlamıyla kullanıldığından yan anlam kazanmıştır bu sözcük.

Uyarı: Sözcüğün yan ya da temel anlamlı olduğunu anlamak için o sözcüğü cümle dışında düşününüz. Eğer cümledeki anlamı bu düşündü-ğünüz anlamsa sözcük, TEMEL, de-ğilse YAN anlamıyla kullanılmıştır.

Ateşler içinde yanıyor.

Yanmak=Alev çıkararak tutuşmak.

Cümlede bu anlamıyla kullanıl-madığı için yan anlamdadır.

3. MECAZ ANLAM: Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır:

Benden para sızdırmakmış amacı.

"sızdırmak" sözcüğü gerçek anlamını düşündürmediği için MECAZ kullanımlıdır.

 

Mecazlaşma yolları:

a) Mürsel mecaz: Bir sözcük ya da sözün benzetme ilişkisi dışında bir ilişkiyle başka sözcük yerine kullanılmasıdır:

İçeri girerken ayaklarınızı çıkarın!

ayak=ayakkabı yerine kullanılmıştır (iç-dış ilişkisi).

Şu sıralar Nazım'ı yeniden okuyorum.

Nazım-Nazım Hikmet'in eserleri anlamıyla kullanılmıştır.

b) Benzetme ilişkisiyle:

O yılanı iyi tanırım.

"Yılan" sözcüğü benzetme ilişkisi düşünülerek insan yerine kullanılmıştır.

c) Somutlama (mecaz) yoluyla:

Ruhumdaki ateş hiç sönmedi.

ateş=Heves, hırs anlamında kullanılarak MECAZ anlam kazanmıştır.

4. ÇOK ANLAMLILIK: Bir sözcüğün temel, yan ve mecaz anlamlarının toplamıdır.

"Yüz" sözcüğü çok anlamlıdır.

Adamın yüzü ® temel

Suyun yüzü ® yan

Adamda yüz yok ® mecaz

5. SOMUT - SOYUT ANLAMLILIK: Anlamı duyu organlarıyla algılanabilir sözcükler SOMUT, "duygu" nitelikli sözcükler ise SOYUT' tur.

ağaç ® somut, akıl ® soyut

* Sözcük somut anlamlıyken soyut anlamda kullanılabilir:

Bu adamda yürek yok.

"yürek" sözcüğü somut bir sözcük olduğu halde cümlede cesaret anlamıyla soyut olarak kullanılmıştır.

* Sözcük soyut anlamlıyken somut anlamlı gibi kullanılabilir:

Öfkem yanardağ gibi patladı.

"öfke" sözcüğü soyut olduğu halde benzetme yoluyla "somut" muş gibi kullanılmıştır.

 

6. GENEL ve ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER: Bir sözcüğün karşıladığı kavramların kapsamı genişse sözcük "genel" anlamlıdır; kavram kapsamı darsa sözcük "özel" anlamlıdır.

Örneğin "canlı" sözcüğü genel anlamlıyken (geniş kapsam) "köpek" sözcüğü ona göre özel anlamlı (dar kapsamlı) dır.

 

7. DOLAYLAMA: Tek sözcükle belirtebileceğimiz bir kavramı, birden çok sözcükle anlatılıyorsak "dolaylama" yapmış oluyoruz.

Örneğin "Haliç" diyeceğimiz yerde "Altın Boynuz" demişsek dolaylama yapmış oluruz.

 

8. TERİMLER: Belli bir bilim ve bilgi alanında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir.

"kare" geometri,

"uyak" edebiyat alanlarına ait "terim"lerdir.

9. İKİLEMELER: Anlatımı güçlendirmek, pe-kiştirmek için iki sözcüğün bir sözcük gibi kullanılması yoluyla oluşturulan sözcük gruplarıdır. Yapılışları bazı özellikler gösterir.

Not: Sözcükler, deyimler ve atasözleri içinde kullanılarak da anlam değişmesine uğrarlar. Bunlar ilgili konularda incelenecektir.

Örnek 1: (1994/ÖSS)

I. Onunla kırk yılda bir, Ankara' ya gittiğimde görüşüyoruz.

II. Alışmış olmalı, yıllar yılı aynı kentte yaşadı.

III. Dostlarının sayısı yıldan yıla artıyor.

IV. İkisini de yıllardan beri tanıyorum.

Yukarda numaralanmış cümlelerin hangi-lerindeki altı çizili sözler anlamca birbirine yakındır?

A) I ve II B) I ve III C) I ve IV D) II ve III E) II ve IV

Çözüm:

I nolu cümlede, kırk yılda bir: nadiren, çok seyrek

II nolu cümlede, yıllar yılı: uzun süredir.

III nolu cümlede, yıldan yıla: zaman geçtikçe, IV nolu cümlede, yıllardan beri: uzun süredir. anlamlarında kullanılmıştır. Görülüyor ki II ve IV nolu cümlelerin çizgili bölümleri aynı anlamdadır.

Yanıt: E

Uyarı: Bu tür sorularda sözcük ya da sözcükleri birbirinin yerine koyarak da doğru bulunabilir. I nolu cümledeki "kırk yılda bir" sözünü altı çizgili bölümlerin yerine koyarsak hiçbirini karşılamadığını görürüz. Halbuki II nolu cümle-dekine aynı işlemi uygularsak, IV nolu cümleye uyduğunu görürüz.

Örnek 2: (1992/ÖSS)

Aşağıdakilerin hangisinde "fazla" sözcüğü cümleye "gereğinden çok" anlamını katmaktadır?

A) Tatilde fazla paraya ihtiyacım olacak.

B) Bu iş için fazla elemana ihtiyacımız var.

C) Bu konuda fazla titizlik gösteriyorsun.

D) Başarmak için fazla çaba gösterdi.

E) Bu çiçekler fazla su istiyor.

Çözüm: Seçenekler incelendiğinde A, B, D ve E' de "fazla" sözcüğünün sayıca ve miktarca çok anlamında olduğu görülür. Yalnız C seçeneğin-de "gereksiz, gereğinden çok" anlamı vardır.

Yanıt: C

 

Örnek 3:

"Tabak tabak yemek yedi, ama gene de doymadı."

Yukarıdaki cümleye, altı çizili sözün kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır ?

A) Çocuklar onar onar saymayı öğrendiler.

B) Bahçede tatlı tatlı sohbet ediyorlar.

C) Koşa koşa istasyona geldik.

D) Kırlara gidip kucak kucak çiçek topladık

E) O yöreyi adım adım dolaştık.

Çözüm : Örnek cümledeki ikilemenin anlamı, "çok fazla" dır. Aynı anlam yanlızca D seçene-ğindeki ikileme için geçerlidir.

Yanıt: D

Örnek 4: (1995/ÖSS)

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizgili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

 

A) Gelecek hafta bügün, yine buluşalım, dedi.

B) Az sonra beyaz bir at üstünde gelin göründü.

C) Çocuğu uyutmak için odaya götürdü.

D) Bu boş sözleri dinlemekten bıkmıştı.

E) Akrabalarını görmek, onlarla konuşmak istiyordu.

Çözüm:

Gelecek, gelin, uyutmak ve görmek sözcükleri gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır.

"Boş" sözcüğünün gerçek anlamı "dolu olma-yan" dır. Cümlede ise "anlamsız" sözcüğünün yerine kullanıldığı için "mecaz" kullanımlıdır.

Yanıt: D

 

Örnek 5: (1993/ÖSS)

Odasını üstünkörü boyadı.

Altı çizgili sözün bu cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır ?

A) Sınav tam başlamak üzereyken sınıfa girdi,

B) Çalışma masasını toplamadan dışarı çıkmış.

C) Kitapları çantasına özensizce koydu.

D) Gereksiz eşyaları, tavan arasına çıkardı.

E) Evin ancak bir bölümünü temizleyebilmiş

Çözüm:

Örnek cümlede "üstünkörü", özen göster-meden, gelişigüzel anlamındadır. Bu anlam yalnızca "C" seçeneğindedir.

Yanıt: C

Uyarı: Bu tür sorularda önce örneğin anlamını saptayıp bu anlamı seçeneklerde aramak gerekir.

[ Sayfa başlangıcı ]

 

 

 

 

 

 

ATASÖZLERİ VE DEYİMLER

[ Sayfa başlangıcı ]

DEYİMLER

Birden fazla sözcükten oluşmuş, bir kavramı karşılamak amacıyla kulllanılan ve bir durumu en kısa yoldan anlatıp, cümleye çekici anlatım özelliği katan, çoğu mecaz anlamlı kalıplaşmış söz öbeklerine "deyim" denir.

Türkçede kullandığımız deyimler şu özellikler taşırlar:

1. Birden fazla sözcükten oluşmuşlardır.

2. Çoğunlukla bir anlam kayması (mecaz) söz konusudur.

3. Cümle içinde anlatıma çekicilik kazandırır.

4. Deyim kalıbı aynen kullanılmalıdır.

a) Sözcüklerin yerini değiştiremeyiz.

b) Deyimi oluşturan sözcüklerin eşanlamlısını kullanamayız.

Örnek:

Dam başında saksağan, vur beline kazmayı. (Doğru)

Saksağan dam başında, beline vur kazmayı.

(Yanlış)

Ekmeğini kayadan çıkarıyordu. (Yanlış)

5. Deyimlerin arasına başka sözcükler girebilir:

Örnek:

Sen, ağzını hiçbir zaman hayra açmazsın.

6. Dilimizde kullandığımız deyimlerin çoğu "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "Deyimleşmiş Bileşik Eylem"lerdir. Bu kurala göre deyimleri oluştururken kullanılan adlar, bazı ad çekim eklerini alarak kullanılabilirler.

Örnek:

El ayak çekmek. (mastar)

Hayattan elini ayağı çekmişti.

Deyimleri anlam ve biçim (kuruluş) yönünden iki grup altında değerlendirebiliriz:

1. Anlamlarına göre deyimler:

a) Gerçek anlamlı deyimler

b) Mecaz anlamlı deyimler

2. Biçimlerine (Kuruluşlarına)göre deyimler:

a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler

b) Tam yargı anlamı veren deyimler

1. Anlamlarına Göre Deyimler:

a) Gerçek anlamlı deyimler:

Bu gibi deyimler anlatıma güzellik katmak amacıyla kurulmuştur. Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamı benzerlik (mecaz) anlamını düşündürmeden, kavramları olduğu gibi karşılayan kalıplaşmış söz öbekleridir.

Örnek:

Canı sağ olsun

Beyni atmak

Baskın çıkmak

Ayda yılda bir

Nerde akşam orda sabah vb.

Yukarıda verdiğimiz örneklerde görüldüğü gibi deyimi meydana getiren sözcüklerin anlamları ayrı ayrı gözden geçirildiğinde cümleye verdiği anlam ne ise sözcüğün anlamı da tek başına aynıdır (gerçektir).

b) Mecaz anlamlı deyimler:

Bu tür deyimlerde, kullanılan deyimin okuyu-cuya verdiği anlamın, gerçek anlamından farklı bir anlama büründüğünü görmekteyiz.

Mecaz anlamlı deyimlerde kullanılan sözcük-lerin ya biri ya da tümü gerçek anlamını yitir-miştir.

Türkçemizde bu çeşitteki deyimler gerçek anlamlı deyimlere nazaran daha çok karşımı-za çıkmaktadır.

Örnek:

Buz gibi soğumak

Beyninden vurulmuşa dönmek

Başının etini yemek

Dilini bağlamak vb.

Yukarıda verdiğimiz örnekler mecazlı sözcük-lerden meydana gelmiştir. Yukarıdaki örnekler-de geçen sözcükler benzetmeler yoluyla farklı anlamlar içermektedir.

2. Biçimlerine Göre Deyimler:

a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler:

Türkçemizdeki deyimlerin bazılarında sonunda eylem veya ekeylem yoktur. Bu tür deyimler tam yargı anlamı vermezler.

Örnek:

Göz ağrısı, cebi delik, yarım ağız, sofrası açık, gözü açık vb.

b) Tam yargı anlamı veren deyimler:

Bu türdeki deyimlere anlam yükleyebilmek için çekime girmeli veya cümle biçimindeki deyimler olmalıdır.

Çekime girecek biçimdeki deyimler "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "anlamca bileşik eylem" özelliğindeki deyimlerdir. Bu tür deyimler değişik ad çekim ekleri kip ve kişi ekleri ile çekime girerler.

Örnek:

Babası bağırınca dut yemiş bülbüle dönmüştü.

Cümle biçimindeki deyimler belli bir çekime girmiş ve cümle niteliğine bürünmüş deyimlerdir. Bu tipteki deyimler; basit cümle biçiminde oluşabilir.

Örnek:

"Ağzı bozuk, elleri açıktı" gibi oluşabilir.

Ayrıca bileşik cümle biçiminde oluşmuş deyimler de vardır.

Örnek:

Ağzını açtı gözünü yumdu.

Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var.

Deyimlerin oluşumunda, ikilemler iyelik ve ad durum eki alarak meydana gelebilirler.

Örnek:

"Baş başa, pisi pisine, el ele, göz göze, biz bize vb.

Not: İkilemeler (yavaş yavaş, ağır ağır) deyim olamazlar.

Deyimler bir de kafiye uygunluğu (uyak) ile meydana gelmektedirler. Örneğin; Yere bakan yürek yakan. Buldum bilemedim, bildim bulamadım, Biri vardı geceden, biri düştü bacadan.

Uyarı: Deyimler öz anlamı dışında kullanıldığı gibi sözcük anlamı dışında da kullanılabilir. Bu durumda deyim olmaktan çıkmış gerçek anlama bürünmüştür. Örneğin; "Kötü arkadaşlarına uyan çocuk yoldan çıktı" cümlesin-deki "yoldan çıkmak", "bozulmak, kötü olmak, kurallara uymamak" anlamında kullanıldığı için deyim-dir. Bunun yanında, "Freni patla-yan araba yoldan çıktı." cümlesin-deki "yoldan çıkmak" gerçek anlamda kullanıldığından deyim değildir.

 

Deyimler bileşik sözcüklerle karıştırılmamalı-dır. Deyimi oluşturan sözcükler ayrı, bileşik sözcüler bitişik yazılır.

Örnek:

Açgözlü bir çocuktu. (Bileşik sözcük)

Onun yaptıklarına akıl sır erdirilemedi. (Deyim)

Deyimler, bir sanat dalının tanımını içermediği için terim olamazlar. Bunun tersi olarak iki ya da daha çok sözcükten oluşan terimler de deyim olamazlar.

Örnek:

Gözünüzde tavukkarası var.

Eşkenar üçgenlerin tüm açıları eşittir.

Deyimlerin oluşumunda bazı argo sözcükler kullanılabilir.

Örnek:

Çok çalışmaktan cartayı çekti.

Banka soygununda vurulup, tahtalı köyü boyladı.

Cümle içinde söz öbeği veya başlı başına cümle oluşturan deyimler; ad, sıfat, zarf, ünlem,eylem göreviyle kullanılabilirler.

Örnek:

Alnı açık, yüzü ak bir insandı. (sıfat)

Zavallının basireti bağlanmış. (eylem)

Deyimlerin bir bölümü de benzetme istiare, mecaz-i mürsel kurallarıyla kalıplaşmıştır.

Örnek:

Dama taşı gibi oynatmak. (Benzetme)

Eli kolu bağlı kalmak. (İstiare)

Başını belaya sokmak (mecaz-ı mürsel)

Örnek 1: (ÖSS/1995)

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizgili deyim "merak edip gizlice dinlemek, işitmeye çalışmak" anlamına gelmektedir?

A) Sınıfta bütün öğrenciler kulak kesilmiş öğretmenlerini dinliyorlardı.

B) Bu dedikodular onun da kulağına çalınmış olmalı.

C) Herkes kulağı tetikte müdürün kapısında bekliyordu.

D) Karşı masadakiler konuşurken o da kulak kabartmış dinliyordu.

E) Öğretmen ders anlatırken kulağını açıp dinlemelisin.

Çözüm:

"Kulak kesilmek", dikkattle dinlemek ;"kulağına çalınmak", başkasına söylenen sözleri şöyle bir duymak; "kulağı tetikte"duymak için bütün dik-katini vermek; "kulak kabartmak" konuşanları gizlice, belli etmemeye çalışarak dinlemek; "kula-ğını açmak" dikkatle dinlemek anlamalarına gelir.

Yanıt: D

Örnek 2: (ÖSS/1993)

Aşağıdaki cümlerin hangisinde kullanılan deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir ?

 

A) Arkadaşını gözüm ısırıyor; daha önce bir yerde görmüş gibiyim.

B) O her zaman böyledir; hep işin kolayına kaçar.

C) Dün akşam, yolculuk heyecanından ola-cak,gözüme uyku girmedi.

D) Çocukların para sıkıntısı çekmesini istemez; onlara bol harçlık verirdi.

E) O olayı düşündükçe, tüylerim diken diken oluyor.

Çözüm:

Yalnızca, A seçeneğindeki deyimin açıklaması cümlede vardır. "Gözü ısırmak"deyimi, birini daha önce başka bir yerde görmüş olmak anlamını verir.

Yanıt: A

 

ATASÖZLERİ

Söyleyeni belli olmayan (anonim) deneyimler sonucunda olmuş, gerçeği içeren, topluma yol gösteren ve öğüt veren özlü sözlere atasözü denir.

Atasözlerinin genel özellikleri şunlardır:

1. Söyleyeni belli değildir (anonim) ve ulusların ortak malı olmuştur.

2. Yol gösteren, öğüt veren sözlerdir. Gerçeği önerir, doğru yolu öğretirler; çünkü her biri bir deneyim ve bir olay sonucu söylenmiştir.

3. Kimi atasözleri, yazılıp söylendiği gibi gerçek anlamda kullanılır.

Örnek:

"Güneş girmeyen eve doktor girer." "Güvenme varlığa, düşersin darlığa." gibi atasözleri bu anlamdadır.

4. Atasözlerinin bir çoğu da yazıldığı anlamda değil, mecaz anlamda kullanılmaktadır.

Örnek:

"İşleyen demir ışıldar." (Çalışkan kişi sağlıklı ve mutlu olur.) "Güneş balçıkla sıvanmaz." (Gerçekler gizli kalmaz.)

Bu tür atasözlerinde sözcüklerin anlamları ile iletmek isteği mesaj arasında farklılık vardır.

5. Atasözleri sözcüklerin eşanlamlısıyla ya da yerinin değiştirilmesiyle oluşturulamazlar. Çünkü atasözleri kalıplaşmış sözlerdir.

Örnek:

"İtle yatan, bitle kalkar." atasözü hiçbir zaman "Köpekle yatan pireyle kalkar." şeklinde söylenemez.

Ya da "sakla samanı gelir zamanı" atasözü "Samanı sakla, zamanı gelir." şeklinde söylenemez.

6. Konuya bakış açısından bazı atasözleri anlamca karşıtlık ya da çelişki doğurabilir.

Örnek:

"Akıllı düşman akılsız dosttan daha hayırlıdır." atasözü, "Akıllı düşününceye kadar, deli oğlunu everir (evlendirir)." atasözüyle anlamca karşıtlık gösterir.

 

7. Bazı atasözleri, ait olduğu toplumun gelenek, görenek, inanç ve tavırlarını yansıtırken bir bölümü de evrensel düşünceyi dile getirir.

Örnek:

"Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.", "Tekkeyi bekleyen çorbayı içer." gibi atasözleri gelenek görenek, inanç ve töreleri yansıtır.

"Öfke ile kalkan zararla oturur.", "Aklın yolu birdir." gibi atasözleri ise evrensel boyutta olup nesnel bir yargı içerir.

 

ATASÖZÜ NASIL AÇIKLANIR ?

Atasözü sorularının çözümünde şöyle bir yol izlenmelidir.

1. Açıklamasını yapacağımız atasözü, gerçek anlamda mıdır, yoksa mecazi anlamda mıdır ?

Önce bu bulunmalıdır.

2. Açıklanması istenen söz "mecaz" anlamda ise hangi sözcükler hangi anlamı içermek-tedir ?

Örnek:

"Çobansız koyunu kurt kapar." atasözünde "koyun"eti, sütü, tüyü ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan değil; koruyucusu yöneticisi olmayan kişi veya topluluk anlamındadır. Aynı zamanda atasözünde geçen "kurt" sözcüğü de yırtıcı saldırgan hayvan anlamında değil; düşman anlamındadır.

3. Açıklanması istenen atasözünün temel düşüncesi nedir ?

Bu temel düşünce, en anlaşılır ve yorumsuz şekli ile bulunmalı.

4. Her yazı türünün olduğu gibi atasözü açıkla-malarında da mutlaka bir planı olur. Bunu örnekle uygulayalım:

 

Örnek:

"Deve büyük ot yer, şahin küçük et yer."

Deve: Kalıbı, kıyafeti yerinde olan, cüssece büyük, çalışma ve beceri yönünden güçsüz kişileri temsil eder (Mecaz).

Şahin: Dış görünüşü çelimsiz, ancak büyük işler başaran yürekli kişileri temsil eder (Mecaz).

Giriş:

a) Deve ve şahinin işlevi nedir ?

b) Deve ve şahin hangi tip insanları temsil eder ?

Gelişme:

a) Toplum ilk bakışta hangi tip insanlara inanır ?

b) Toplum yürekli, becerikli insanları nasıl tanır ?

c) İki tür insan arasındaki karşılaştırma ve örnekler.

Sonuç:

Görüşleri ve iş yapma güçleri değişik kişiler karşısında değer yargınız ne olmalıdır ?

ATASÖZLERİ İLE DEYİMLERİ

KARIŞTIRMAMAK İÇİN İZLENECEK YOL:

Atasözleri ile deyimler arasında benzer ve ayrılan yönler vardır.

Benzer yönleri; kalıplaşmış sözler olmaları, kısa ve özlü anlatım yollarından ve ulusların ortak malı olmasından dolayıdır.

Ayrılan yönleri; deyim bir kavramı, atasözü bir öğüt ya da kuralı tanıtır. Ayrıca deyimler anlatıma çekicilik katar, atasözleri ise yol gösterir, öğüt verir.

Deyimler; kişi ve zamana göre çekime girer, atasözleri ise daha çok emir ya da geniş zaman kipinde kullanılır.

Damlaya damlaya göl olur. (Geniş Z.)-Atasözü

Güvendiği dağlara kar yağdı. (-di'li geçmiş Z.)-Deyim

 

[ Sayfa başlangıcı ]

Çok yakında Diğer konular ve ÖSS de çıkmış sorularda yayınlanacak ....

Mesut Süzer

Copyright 2000 ©

İzinsiz her türlü yayımı yasaktır.